Kölelik, Geç dönem Osmanlı İmparatorluğu’nun odağına aldığı esasî konulardandır. Bu çalışmada merkezine köleliği alan üç edebî metinden, Recâizâde Mahmud Ekrem’in Vuslat Yâhut Süreksiz Sevinç adlı oyunundan, Samipaşazade Sezai’nin Sergüzeşt adlı romanından ve Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun Bir Serencam adlı öyküsünden yola çıkarak acıma duygusunun işleniş biçimine odaklanılacaktır. Üç eserde de kölelik anlatısı Çerkes köleler üzerinden sürdürülmekte ve kavuşmanın mümkün olmadığı aşk anlatıları ile kölelik konusu işlenmektedir. Kölelerin maruz kaldığı olumsuz yaşam koşulları sözlü şiddetten fiziksel şiddete geniş bir perspektifte ele alınmakta ve bu çerçevede okurda şefkat, merhamet ve empati eksenli bir duygu repertuvarından hareketle duygu oluşturmak amaçlanmaktadır. Bu çerçevede beden tasvirleri ve kırılganlık; çocuk, zavallı çocuk ve biçare çocuk gibi betimlemeler, açlık, şiddete maruz bırakılma, ağlama ve kırbaç gibi şiddet araçları yoluyla okurda empati oluşturmak ve şefkat uyandırılmak istenmektedir. Buna karşılık, üç anlatı da ortaklıkları doğrultusunda empati ve şefkat yerine acıma duygusunu oluşturmakta ve hiyerarşiyi yeniden üretmektedir.
No takes yet. Share an insight, caveat, or question.
Hülya Kaşıkçı (2026) studied this question.
Synapse has enriched 5 closely related papers on similar clinical questions. Consider them for comparative context: