Uluslararası ticaret, küresel ekonomik gelişmenin temel bir itici gücü olarak kabul edilmekte, ulusal ekonomilerin genişlemesini kolaylaştırmakta ve ülkelerin kapitalist dünya sistemine entegrasyonunu şekillendirmektedir. Bu çalışma, 1980 sonrası Türkiye ekonomisinde ihracata dayalı büyüme stratejisinin gerçek performansını dış ticaret miktar ve fiyat endeksleri ile ticaret hadleri üzerinden incelemektedir. Çalışmanın temel argümanı, ihracat hacmindeki artışın tek başına kalkınma göstergesi olmadığı; aksine, ithal girdi bağımlılığı ve fiyat yapısındaki bozulmalar nedeniyle Türkiye’nin uluslararası ticarette yapısal bir dezavantajla karşı karşıya olduğudur. İthalat ve ihracat miktar endekslerinin birlikte yükselmesi, üretim yapısının dış girdiye bağımlı biçimde genişlediğini göstermektedir. Bu durum, brüt ihracat artışının net katma değer artışı anlamına gelmediğini ortaya koymaktadır. Öte yandan, özellikle 2010 sonrası dönemde ticaret hadlerinde gözlenen kalıcı gerileme, Türkiye’nin aynı miktarda ithalat için daha fazla ihracat yapmak zorunda kaldığını ve dış ticaret yoluyla örtük bir reel gelir kaybı yaşandığını göstermektedir. Bulgular, ihracata dayalı büyüme modelinin teknoloji yoğun ve yüksek katma değerli bir dönüşüm yaratamadığını, aksine küresel tedarik zincirlerine düşük katma değerli eklemlenme biçimini pekiştirdiğini ortaya koymaktadır. Çalışmada, dış ticaret genişlemesinin yapısal bağımlılık ilişkilerini yeniden üreten bir dinamik taşıdığı ileri sürülmektedir.
No takes yet. Share an insight, caveat, or question.
Dincer et al. (2026) studied this question.
Synapse has enriched 5 closely related papers on similar clinical questions. Consider them for comparative context: